20 Mar 2013

BÖYLE BAŞLAR GENELDE HİKAYELER...SONRA ,ANİDEN DEĞİŞİR HERŞEY...YA DA BİR BAŞKA TÜRLÜ YAZILMIŞTIR KADERİ KADININ.....SONLAR,BİR BEBEĞİN BAŞLANGICINI NASIL HAZIRLAR...GEÇİCİ GÖREVLE DOKTORLUĞUNU YAPTIĞIM YER....İZMİR KARŞIYAKA ÇOCUK ESİRGEME KURUMU...YUVA BURASI...SICACIK,UMUT DOLU İNSANLARIN,BU BEBEKLERE BAĞLADIĞI UMUT BALONLARININ UÇTUĞU......YAN ODAMDA 2O KÜSÜR SAYIDA MİNİCİK BEBEKLER VAR....SONRAKİ ODADA,ONLARDAN BİRAZ DAHA BÜYÜKLERİ....SONRAKİNDE DAHA DA BÜYÜKLERİ...HERŞEY YEPYENİ...TERTEMİZ,RENKLİ..MİS GİBİ..UMARIM HAYATIN ONLARA SUNDUĞU YAŞAMDA, BÖYLESİ RENKLİ ,VE GÜZEL BAŞLAR...BİR BEBEK GELİYOR,YUMUK YUMUK ELLERİ,TOZ PEMBE TOPUKLARI..SÜT KOKULU...ARDINDA HİKAYESİ...ÖYLE YA DA BÖYLE ,BİR ŞEKİLDE BÖYLE ŞEKİLLENMİŞ HİKAYESİ...HÜZÜNLÜ HİKAYELER,SONRA.....ONLARA SARILDIĞINIZDA,BOYNUNUZA DOLANAN MİNİCİK KOLLAR,OMZUNUZA DAYANAN O GÜZEL BAŞ...SEVGİ VERMEK DEĞİL YAŞANAN,ONUN SİZE AKITTIĞI O ANLATILMAZ GÜZEL DUYGU...İNSAN OLMAK...SEVGİ OLMAK....BÜYÜDÜKÇE HAYATA KAPTIRILAN O SAFİYET...SEVİLMEK...SEVMEK.ŞEFKAT GÖRMEK,VE VERMEK....İÇTEN...GERÇEK....GELDİĞİ AİLEYİ BİLMESE BİLE,GİRDİĞİ AİLEYE AİT OLABİLMEK...EN BÜYÜK NİMET...BU YOLCULUKTA ,YOLU, BU YUVADAN GEÇEN BEBEKLER.....ÇOK ŞANSLILAR...ÇÜNKÜ,BU YUVADA ONLARIN İYİLİĞİNİ GÖRMEK İÇİN ATAN ONLARCA KALB VAR.....DUYGU VAR,EMPATİ VAR...ŞEFKAT VAR.......YÜREKLİ ANNELER VAR......GEÇMİŞLERİNDEKİ KIŞI,GELECEKLERİNDEKİ GÜNEŞE DİZ ÇÖKTÜREN ,BİR MÜDÜR BABALARI VAR..
PEKİ YA RUHUN RENKLERİNİ...........BUGÜN TESADÜFEN DUYDUĞUM BİR KELİME ,TÜM GÜNÜME DOKUNDU KANATLARIYLA....KELEBEK....KELEBEK MİŞ BENİM ADIM, ŞU AN ÇALIŞTIĞIM İŞYERİMDE....KELEBEK NERDE.....:))))....SONRA DEDİLER Kİ,RENKLERİM VARMIŞ RENGARENK....GÖSTERİP RENKLERİMİ,KAÇIYORMUŞUM HEMEN....EVET...RENKLERİMİN OLDUĞUNU,VE ÇİZEBİLECEĞİM RESİMLERİ BEN BİLİYORUM,..AMA,BUNLARI GÖSTERMEDEN,BENİMLE YOL ALMADAN,GÖRÜLEMEDİĞİNİ BİLMİYORUM İŞTE...RENKLER GÖREBİLENE DEĞİLMİDİR....İLLA SÖZ MÜ GEREKİR...YAŞARKEN,YOL ALIRKEN SEYREDİLMEZ Mİ YAŞAMIN PENCERESİNDEN......ÖZLEMİŞİM BLOĞUMUN SAYFALARINA DEĞMEĞİ....ÇOK UZUN ZAMAN GEÇMİŞ ARADAN... NEDEN DEĞDİM ŞİMDİ......KELEBEKLİK HOŞUMA GİTTİ GALİBA...MASALLAR BİTTİ.....MASALSI PIRILTILARIM ...ARTIK ....KELEBEK DOKUNUŞLARIM.....DİYE Mİ DEĞİŞMELİ..TEKRAR BURALARA UÇARSAM EĞER,TANIDİĞIM VE TANIŞMADIĞIM SİZLERE YAZARIM YİNE...HOŞÇAKALIN....

6 Haz 2012

ŞİİİMDİİİİ,YENİ BİR ŞEYLER YAPMAK LAZIM......NEDEN BANA BU HAFTANIN HERGÜNÜ,SANKİ CUMA İMİŞ GİBİ GELİYOR,HANİ EN EVDİĞİM GÜN CUMARTESİDİR YA BENİM... YARIN CUMARTESİİİİİ DİYE SEVİNMEK Mİ İSTİYOR İÇİM....SEVİNİYORUM,AKŞAM İCO YA DAVETLİYİM,ONUN YÜREĞİNDE SARILIP SARMALANACAK,ŞIMARACAĞIM AZICIK,SONRA EMİN OLDUĞUM BİR YÜREĞE DOKUNACAĞIM DERİNDEN,ONUN DOSTLUĞU ISITACAK İÇİMİ... YARIN BİR BAŞKA DOSTUMLAYIM... CUMAYI BİLMİYORUM,CUMARTESİ PAZARA HAZIRLANMAKLA GEÇECEK... ÇÜNKÜÜÜÜ PAZAR GÜNÜ,BENİM TEMİZYÜREKLİMİN MÜRVETİMİN MÜRVETİ VAR.. O GÜN GELİN OLUYOR ARKADAŞIM... SEVİNCİNE SEVİNİYORUM... GÖZLERİNDEKİ O KÜÇÜK KIZI ,OSMANA UĞURLAYACAĞIZ O GÜN... O GÖZLERDEKİ SEVGİYİ GÖRMEK,OSMANIN ONA BAKARKEN Kİ,SEVDAYI HİSSETMEK... SEVDİĞİNE VERDİĞİ DEĞERİ ,SEVDAYI GÖRMEK..... İKİ YÜREK ONLAR.... TERTEMİZ... SEVDALI... BİRBİRLERİNE SAHİP ÇIKABİLEN....BU NUN ŞAHİDİ OLMANIN KEYFİNİ YAŞAMAK,İKİSİNİN GÖZLERİNE BAKMAYA DOYAMAMAK ÇOK GÜZEL.. SEVGİYİ GÖRMEK,DEĞERİ BİLMEK.. İNANMAK....HEP MUTLU OLSUNLAR DİLEĞİM....SEVDALI KALSINLAR....HEP BÖYLE BAKSINLAR BİRBİRLERİNE,İNANARAK,SAYGI DUYARAK,SEVDALI... MUTLU OL MÜRVETİM... SEN BUNU HAKETTİN.... SENİN MUTLULUĞUNU GÖRMEK,BENİM SEVİNCİM......

şu an içimde bir göl var,kıyısında ıssız bir rıhtım,üzerine bir şezlong...sessiz,dingin,emin......sessizliğin sesi dinlendirir ya hani.. işte ondan..... büyülü bir hayat gibi...mucizeli,sevinçli,parlak,engin,dingin bir hayatı beklemek,umut etmek gibi...iyikiler olmalı hep,keşkeler değil... çünkü,keşke demek için çok yıl geçti hayatımızdan bizim...iyi ki,böyle olmuş bak demek... herşey olması gerektiği gibi oluyordur deyip,yaradana güvenmek.....allah beni korur hep diyebilmek...çoook çok güzel.. bunu da yaşamam gerekmiş ,öğreneceğim bir şey vardır mutlaka bundan diyebilmek,ARDINA BAKMADAN,İLERİYE YÜRÜYEBİLMEK....BİR LÜTUFDUR ASLINDA.. KUVVET DEMEKTİR.. YÜREK DEMEKTİR.. SAFİYET DEMEKTİR...VE BEN TÜM BU KUVVETE SAHİP OLMAKTAN ÇOOK MUTLUYUM..GEÇMİŞİ BIRAK VE GELECEĞE BAK....İYİ OLAN HERŞEYİ VERİR BANA YARADAN DİYEBİLİYORUM YA.. BU ÇOK BÜYÜK BİR LÜTUF BANA...CESUR YÜREK OLMAK,YÜREĞİMDEKİNİ SAKLAMAMAK,HAYATI TAKDİKLERLE DEĞİL,İÇİMDEN O AN GELDİĞİ GİBİ YAŞAMAKTAN ,BAZI ZAMANLAR ÜRKERDİM,BU BU DENLİ DOĞRUMUDUR ACABA,SAKLANMALIMIYIM,KORUMALIMIYIM KENDİMİ ,YARA ALIRMIYIM DİYE.... AMA,ANLADIM Kİ,BU BENİM İÇİN EN İYİSİYMİŞ.... BÖYLE OLAK,BEN EMEK,NEFSER DEMEK... BU ÖDÜLÜM BENİM...SONUÇLARINA KATLANMAK,CESURYÜREK OLMANIN BEDELİ GİBİ GÖRÜNSE DE,ASLINDA BU BENİ KORUYOR,BEN BUNU BİLİYORUM....İÇİMDEKİ,HUZUR,DİNGİN VE EMİN OLDUĞUMU BİLMEK ....GÜZEL...

16 Şub 2012

hatırla...nasılda zor geliyordu ilk günler..dördü dokuzla çarpmak.. sonra..en zor problemleri çözebilen de ben değilmiydim yine..işte..ilk adımda pat diye yalpalamak geldimi başına...bir anlam veremediğimde olup bitene..anlayacağım biliyorum sonunda...devam etmek gerek yola...yapılacak tek şey var şimdi ,dersi almak...adımları daha sağlam basmak ve mutlu olmak eskisinden daha fazla..ama..bu yıldan sonra çok ,hemde hiç önemi yok artık..nasıl akıyorsa hayat öyle alıp kullanmak.. gülmek,kahkahalar atmak,geçmiş yılların inadına inat...mutlumuyum evet.. çok hemde.. içimdeki ben mutlu..değerler değişti..önemli olan tek bir şey var artık o da sadece DUYGU..hisettiğim ve hissettirebildiğimce..bazen kahkahaların ardında ki hüzne bile ne yapalım,yapacak bir şey kalmadı ki artık diyebilmek..gözler anlatır ama..o minicik hüznü,bir ışık hızında alır insanoğlu..yakalayabilirse eğer.. ve bunu yakalayabilenlerle,gizli bir bağ kurulur birdenbire.. anlaşılmak duygusu.. keyiflidir..severiz bunu gören insanları içten içe..mutsuzluklarımızda var elbette.. sahip olmak dilediğimiz ama kavuşamadığmız umutlarımız..işte onları gizleriz gözbebeklerimize..yaşamdan umutlarımızı çalabilmek var ya..o işte çok önemli.. sabah,huzurla uyanabilmek,göz kırpmak güne.. yine başladık işte seninle birlikte yine yeniden bir başka güne,,diyebilmek kendine..sonra bir telefon ,bir ses... bazen bir tatlı mesaj.. bakmak maillere.. kim ne demiş,sesvermiş bana diye.. dostlukları bazen klavyelerin ötesinde bulmak.. saklı gizli de olsa monitörlerin ardından bakmak...hepsi,minicik bir sevgi için.. bir kıpırtı.. bir gönül alma.. AKLIMDASIN DEMEK... DEĞERLİMSİN DEMEK ADINA.. sarılmak yanındakine....değebilmek yüreğine.. gözlerinin içine bakabilmek özgürce.. cesaretle.. saklayacak bir şeyleri yoksa bakabilir insanoğlu bir başkasının gözlerine.. kaçırmadan....bunu yapabiliyorsanız eğer.. kendinizi de seviyorsunuz demektir..ve de sonsuzdur özsaygınız GÜVENİNİZ.....

15 Oca 2012



GÜNÜN BİRİNDE,BİR KÜÇÜĞE,YAŞIMI SORDUĞUNDA,--ÇOOOOK UZUUN ZAMANDIR GENCİM...DİYEBİLECEĞİM...AYDINLIK YAKIN...HEP GÜZEL ŞEYLER DÜŞLÜYORUM..ELİMİ TUTUP,BİRAZ DAHA SABRET DİYENLERİM VAR ÇOK ŞÜKÜR.BENDE V

AR OLAN ŞEY,MUTSUZLUK DEĞİL .BİRAZCIK SUKUNET.....BİLİYORUM SONRA BAHAR ,YİNE GELECEK.AÇACAK GÖKYÜZÜM.İÇİM SIĞMAYACAK YİNE İÇİME.. BELKİ DE BELLİ Mİ OLUR.. ERTESİGÜN..:))BİRAZ CANIM SIKKIN.. UFUK YORGUNU OLSA DA ARTIK GÖZLERİM.ELİNDEN TOPACI ALINMIŞ ÇOCUK MİSALİYİM. YORULDUM..AMA ÇOOKK...YİNEDE BAHAR GELECEK.. YÜREĞİMİN KIŞI,GÜNEŞİME DİZ ÇÖKECEK,BİLİYORUM...

24 Ara 2011



cumartesi sabahı...2011 aralık..uğurlu yıl ..beklediklerim...beklemediklerimle gelenlerin ,beklemem gerekenlermi olduğunu henüz bilmediğim.. sağlıklıyım..gülümsüyorum.. içim huzurlu..keşkelerim beden yana yok ,çok şükür.elimde kahve fincanım..kulağımda taze yüreğim,Seyhan Hanımımın arşivlediği eski türk film müzikleri.. candan erçetin...sevdiğim...plansız bir gün.. koca güne neler sıgdırsam dediğim.. bir gün bu günleride özlermiyim:))havuza mı gitsem,hugo ya mı.. yoksa karşıyaka kıyılarına mı.. nereye gitsem.. ben benleyim.. yeni tanış olduğum benle.. şimdilik gülücükler atıyoruz birbirimize...güzel vakit geçiriyoruz,araba kullanırken şarkıya eşlik ediyoruz,aklımıza gelene gülüveriyoruz,kimseden sakınmadan.. güzel şey kendinle buluşmak,tanış olmak.. HAYATI AKIŞINA BIRAKMAK.. bu benim hiç yapamadığım,tadını bilmediğim bir şeydi..henüz acemiyim ama .olsun.. bunu bana sunan,hayatıma akan arkadaşlarıma,bu akışı bana sunan allahıma şükürler olsun..1 aya yakın yeni bir işteyim,sonra ait olduğum yere döneceğim..esas kız,ya da esas oğlan gelene dek bulunduğum yerde dublörüm yani..tayinleri bekliyor onlar.. bense,tadını çıkarıyorum.. çünkü,buradan güzel armağanlarla dolu döneceğim yaşamıma,bunu biliyorum.. insan tanımak,tanıdığının tanımadığın yüzleri ile tanışmak... hepsi güzel.yeter ki ben aynaya bakarken kaçırmayayım gözlerimi gözlerimden.. ilk ve en kıymetli armağanım.. SEYHAN HANIM..Birlikte çalışıyoruz kendisi ile...oraya giderken,hoş bir hemşiren var demişlerdi...karşıma bir BİLGE KADIN çıkıverdi.o benim armağanım..:)). .. akıl..geniş bir vizyon..yaptığı her işe hakim bir insan.ve herşeyden kıymetlisi..gözlerinin içine baktığımda,yüreğini görebildiğim,mert,dürüst,KOCA BİR YÜREK ..VE O YÜREĞİN İÇİNDE SONSUZ SEVGİ,AMA.. HAKEDENE VERDİĞİ...sevgilerin de koşulları var....bu gerçek...belki benim şu an,bildiğim bu.. yıllar sonra nasıl derim kimbilir,koşulsuz sevmeyi bilmiyorum henüz...o kadar büyümedim belkide .sevgini eliyle itene de sunmayı bilecek kadar.sonra....beni gördüğünde,önceleri başka ,ama şimdi aydınlanan yüzleri tanımak.. bebek adımları ilede olsa.. allah keder vermesin yeter ki,bunları izlemek,yaşamak,öğrenmek çook keyifli...su kaydırağı gibi yaşam.. bir bakıyorsun başka yerdesin..şimdilik en büyük keyfim,sabah işe gidince bilge arkadaşıma sıkı sıkı sarılmak,yüreğinin sıcaklığını,taze ekmeğin kokusu gibi koklamak... ona sırtımı dayamak,ufak tefek bile olsa,yaşanan iş aksaklıklarında,onun var olduğunu bilmenin dayanılmaz hafifliği,rahatlığı:))şanslıyım ne yapayım,her yerde, bir anneyüreği buluveriyorum işte...ve biliyorum,yaşamıma değen bu taze yüreklerle yolculuğum ,uzun ve keyifli..her ne kadar arada ,yolcu fazlalarını ,inmeyi istediklerinde hemencecik yolculayıversem de...:)).ip gibi doğru olmayı başaramıyorum ben henüz,esneyebilen..sahte gülücüklerle devam ettirmek bana göre değil,profesyonelliği olur mu dostluğun hiç.. kırık kalblere yama yapıldığında,nasıl durur karşıdan...şimdi,çalan şarkı...akşam olmuş ,ılık rüzgar,loş ışıklar sensiz bensiz.. bir masalmış geçen yıllar...kaç yaprak var elimizde......dostluğumuz bir rüyaymış uyandık,adı kaldı dilimizde...masamızda yabancılar,hatıralar sensiz bensiz.....

1 Kas 2011



yıllar...zaman...ruh..değişim....yol alma..hepsi,hepsi bizimle...günleri günlere eklerken,yanımızda taşıdıklarımız,bırakmak zorunda kaldıklarımız,akıllandığımızı sanmamız,sonra yine yeniden,bugün başka bir gün yaratacağım,farklı olacak diye kendimizi oyalamaya çalıştığımız..en keyifli görüneni sevebilecek şeylere sahip olmak için olan koşuşturması yüreğimizin.. yüreğinin götürdüğü yere gidemediğinizde,yüreğinizi götürdüğünüz yerler...bu ,bazen bir çocuk ruhunu ,yetişkin olduğunuza gözlerinizi yumarak,konuk etmeye kadar gidebiliyor gün içinde..kendinizi güldürmek,sevindirmek için,hangisinin gülüşü sevimli çizilmiş kalemle diye, kağıt mandalı seçerken bulabiliyorsunuz kendinizi ,dakikalarca oyalanarak hem de. ona değmiş,yok bu sevimli gülümsememiş diye. tek isteğiniz,her görüşünüzde içinizde açtıracak güneşi hissedebilmek için..masamdaki mandalların hikayesi bu.içlerinde bir bulut olanı vardı,yüzü yoktu.. günaydın,nasılsın abi,iyimisin,iyi gördüm seni diye bir not ekleyip,bu bulut mandalı tutuşturdum komşu koridor iş arkadaşımın notlarına. sonra içim razı olmadı,birde gülüş ekledim buşutun suratına. kıyamadım,ben de var onun kisi gülüşsüz olmasın amacıyla. karşı masa arkadaşıma baktım içi kaldı,onada verdim gülen yüzden bir tane. ne mutlu oldu. işte böyle,40 ını aşmış,koca insanlar,bir gülüş uğruna,çocuk ruhuna ne kadar hasret,buldumu,hemen açıyor avcunu,BANA DAAAA..sonra,radyoda bir reklam..BEN Bİ TANEYİİM diye seslenirken,baktıım,henüz okumaya başlamadığım,sırf kapağının renk dizaynına vurulup aldığım:))(bundan da hiiç utanmıyorum)minik cep kitabım,onunda üzerinde yazana baktım,,,bu kadar mı denk gelir,gerçi oradaki,sen,sanırım sevgiliye hitaben dirde...neyse....kelebekli kağıt ağırlığım(bir rüzgar esiyor kii..odada :))..veee benimle yaşıt,annemin çeyiz diye aldığı fincanımda ,çayım...anneler böyle herhalde,kimin var 44 yaşında çay takımı..doğduğumda almış,gizli saklı..babalar saçma bulurlar ya böyle işleri...neyse,, şimdi vesile oluyor işte böylelikle,iz bırakarak giderken hayatınızdan ebeveynler...söz kalıyor geride,bir fincan,bir anne yüreği,içe kaçmış bir çocuk ruhu...herkesin tek bir amacı var,GÜLÜMSEMEK..o fincanı alırken,hayallerine gülümseyen bir annenin yüreği,ben o fincandan çay içerken,annemin hayallerine gülümseyen yüreğim,yüreğini gülümsetsin diye,kendine güleç mandallar alan bir çocuk yüreğim... para.. herşey gülümsemek adına.. trilyonlarda onun için,küçük bir mandalda...renkli kapağın ardında bulacağın, bir başkasının aşkını okumak ta...sonu güldürür inşallah..hüznün rengi çok ağır,hafif renkler seviyorum ben,yumuşacık geçişli,,gülen mutlu bulutlar gibi.pofuduk pofuduk...büyü diyen arkadaşıma,büyüyünce bak mutlu bakmıyor gözlerim dedim,büyüdünmü? dedi,dün odama koşturan kimdi,(-baaak mandallarıma ..diye...)......sustum...allahtan bir tek bize yapıyorsun bunları dedi...durdum...BÜYÜMEDİN Kİ SEN HALA dedi...içim NEDEN YAAA dedi..içimdeki o minik kızı,oturttuğumda usluca,ki çook uzun zaman oturmuşluğu vardır kendilerinin,ağır abla, hanımkız modunda...hayat çook sıkıcı oluyor o vakit bana...yaptığım ne ki ,ömür dediğin,bugünde geldi geçti işte. onlar,anne baba oldular diyemi büyüyorlar acaba..kuzenimin yüzündeki ifade gibi.. o bir çocuğun annesi,onun artık bebeği var,benimse..... gülümseyen mandallarım...onun ,bebeğine gülümseyişini seyretmeye doyamıyorum.canımmmm..Esvacımmmm....

21 Eki 2011



turkuaz rengi bir suyun hemencecik altında yüzüyor olmak isterdim şu an,sığ,güvenli,bir hamlede yüzeye çıkacak kadar derinde...ama,yinede suyun içinde. gözlerimi açtığımda,günışığını görebilmeli,suyun içinde,o sessiz sesi duyabilmeli. sadece ben..ve beni çevreleyen o gizem.. o tatlı mavi su..saklambaç da gizlendiğimdeki gibi,heyecanlı.. hoppidi hoppidi kıpraşan bir ruh hali...ne çok zaman oldu bunu yapmayalı..renklerimi ne çabuk kaptırıveriyorum ben insanların diline... ama,sonra,bir tek hamleyle nasılda gerisin geri alıveriyorum,canhavli ile.. aslında buda ayrı bir keyifli...hooop değişti tonton oluveriyor birden. yine o günlerden.. az konuşayım,ağır abla olayım dedim 2 gün olmadı..sıkıldım...tatsız tuzsuz geldi.. renksiz..grili..ağır renk gri.. ben onu renkten saymam hiç.cıvıltımı susturmak niye... renklerimi vermek..bütün bu sözler,o renkleri geri alış hazırlığı ritüeli..kendi kendime oynuyorum burada. eğer okumaktasanız şu anda,sizi de dahil etmişim bu oyuna...yalnızlığı hiç sevmedim ben, ondan. belki de büyüdüğümde:)) seviyor olurmuyum,yada sevdiğimde,büyürmüyüm acaba. beni çocuk ruhlu bulanlar,büyümek ağır iş...gözlerinizden bakan çocuğu kilitlere vurduğunuzda,hiç mi canınız yanmadı.. güzel mi oralar..karanlıktan korkmuyormusunuz hiç.Ben korkuyorum..Saçınızı okşayan eli, şefkatin tadını özlemiyormusunuz,ben özlüyorum. annemi özlüyorum,babamı özlüyorum.. ...ama,en zoru,çocuğunun başını okşamayı özlemek olmalı... ben anne değilim,bu tadı bilmiyorum..belkide 2 gündür suskunluğum,yiten evlatların, analarının acısı... bisiklete bile bindirmedim,düşerse diye.. diyen annenin kalbi ,acıtıyor canımı...şehit vermek...artık saçını okşayamayarak evladının, bir ömrü tamamlamaya çalışmak.. çok sevmek,korkutuyor artık beni...kaybedersem diye .. anne olmanın bedeli çok ağır olmalı..bak,denizin dibinden ,nereye çıkıverdi ruhum aniden.. demek buralarda gezinmekteymiş de ,ben farketmemişim.

20 Eki 2011

Bir fincan ...... içinde neler saklar...bazen porselendir fincan,içinde ne var ne yok sizden başkası bilemez.kahve mi,çaymı...ya da miktarı....saklamak mı gerek.. neden,niye....hep cam oldumu fincanınız zararı ne...ama ,yaşam öğretiyor işte.. sevinçlerini bile saklıyor insanoğlu...oysa,paylaşınca güzel değilmidir herşey....içim nasıl şu an...mahmur....havaya kabahat bulmak nafile.. belki sonbahar hüznüdür ,ruh da kabuk değiştiriyordur kimbilir. her vakit,pembeler,morlar olmuyor işte. bazen içindeki çocuk,o renkli battaniyelerin altına kaçıp,saklanmak istiyor hayattan. orada renkler yok artık,karanlık...tatlı bir kaçış bu,zamanı dondurmak...hani yağmur yağarken,battaniyenin altında mırıldanmak gibi...buna da gereksinimi var ruhun..bana diyorlar ki,resim lerde başka bir nefser var..renklerin ürkütebilir seni tanımayanları...belkide öyledir. ama,benim bu. içimden gelenle. keyif aldığımla. bugünkü gibi,saklandığım la da....benimde hüzünlerim var,o renklerin öte yanında. belki şımarık bir çocuktur içimdeki,ama,bir yanım öylesine ağır ki...o çocuğu seviyorum ben,onu benden öte şımartacak kimse yokken bile..renklerle sarmalayıp,değiş tonton diye ,elinden kavrayıp,ayağa kaldırmayı seviyorum... yazarken,kendiyle konuşurmuş ya insan aslında... ama,neden buraya.. bunu bildiğimi bilmiyorum aslında şu an.. sadece bunu da paylaşacak kadar fincanım CAMDAN.....

3 Kas 2010

görev..geçen sene gidişimde,dönerken beni bekleyen 2 yürek vardı evde, babam ve hiç dilimizi bilmeyen Maria..oysa şimdi kimse yok bekleyen.AKŞAM ÜZERİ, GECEYE GEÇERKEN,ARABANIN İKİ CAMI BOYUNCA UZANAN PAMUK TARLALARINA,GÖKYÜZÜNDEN KIZILIN ONLARCA TONU EŞLİK ETMEKTEYDİ VE ISSIZ UZUUUN BİR YOL FOÇA- KARŞIYAKA ARASI....HAYIR,İÇİMDE YOKTU BİR HÜZÜN,AKSİNE KOCA BİR GÜLÜCÜK SELAMI VARDI YARADANA. BU RENKLERİ SUNDUĞU İÇİN. OYSA,ESKİ BEN, HÜZNE SARARDI BU BEKLENİLMEYEN DÖNÜŞÜ EVİNE.HERŞEYE ALIŞILIYORMUYDU,YOKSA,ÇARESİ OLMAYANA BAKIŞI DEĞİŞTİRMEYİ Mİ KABUL EDİYORDU YÜREK.KİME NE SÖYLENİLİRDİ Kİ,ŞURADA KAÇ YIL DAHA VAR BU BEDENDE YAŞAYACAK. O HALDE HÜZNE GEÇİT OLMAYACAK VE HERANIN TADINI ÇIKARACAK BU KALB. MUTLU OLMA VASİYETİ VAR ANNEMİN BANA. DOSTLARINI BIRAKMA,KOPMA.......FOÇADAN EVE DÖNERKEN BEKLEYEN YÜREKLERİM OLMASA DA,HEDİYEM,FOÇAYA GEİRKEN BANA AÇIK YÜREKLER BULABİLMEM.NE GÜZEL,1 AYCIK ÇALIŞTIĞIM BU İŞYEİNDE 2 YIL SONRAKİ GELİŞİMDE YÜREKLERİYLE GÜLÜMSEYENLERLE KARŞILANABİLMEM. ÇOK MUTLU ETTİ BENİ BU DOST YÜREKLER.İZ BIRAKMAK..... BU ÇOK ÖNEMLİ...ÇOK...BİRAZCIK YALNIZLIK SARSADA,YÜREĞİİ,BUNUN DA BİR GEREĞİ VAR DİYORUM. NEDENİ NEDİR BİLMESEM DE.. DERİNLERDE BİR YERDE BİRŞEYLER KANIYOR FARKINDAYIM. AMA,SADECE BEKLİYORUM. HAYATTAN İKİ KAHKAHA KOPARIP EKLEMEK İÇİN,DÖNÜŞTE,SPORTS'a UĞRADIM. VE EVET,ÇABA HARCADIM,ZORLADIM KENDİMİ...ALDIĞIMA DA DEĞDİ,TABİİ EVE DÖNÜŞTE PARK YERİNİ KAÇIRMIŞTIM,HİÇ DIŞARIDAN GELENE İZİN VERİLMEYEN BİR RESMİ KURUM VAR SOKAĞIMDA,BEKÇİSİ BENİM 4 KEZ DOLANDIĞIMI GÖRÜNCE,İLK KEZ BANA MİSAFİR KARTI ÇIKARIP UZATTI VE BEN PARKETTİM ŞAŞIRARAK. SABAHDA,ÇIKARKEN PARKYERİMDEN,TEŞEKKÜR EDEYİM DİYE CAMI AÇTIĞIMDA,OARADAN ITIR ÇİÇEĞİ BUNLAR ÇOK GÜZEL KOKARLAR DİYE İKİ YAPRAK KOPARIP TUTUŞTURDU ELİME. NE DİYEYİM,BENİM AURAM DA BİR GELİŞMEMİ OLUYOR NE.....ADIMIMI ATTIĞIMDA YOLA,DURUP YOL VERİR OLDU ARABALAR,SONRA BU PARK YERİ...GÜZEL BUNLAR,ALIP KABUL EDİYORUM,VE TEŞEKKÜR EDİYORUM YARADANA.DAHA DA GÜZELLERİNİ GÖRMEK İSTİYORUM,KELEBEK ETKİSİ DOKUNUŞLARIYLA YAŞAMDAN BANA,BENDEN BAŞKALARINA....

29 Eki 2010


evimdeyim....:)) çok keyifli bir gündü...çünkü yanımda, emin olduğum bir yürek vardı....iccclal liiiiimm..insanlar akrabalarını seçemez,ama arkadaşlarını seçebilirler diye bir söz vardır ya hani.....doğrudur..sırf akrabam diye sevmeye gayret edenleri anlayamadım ben hiç bir zaman.yüreğini sevmem yeterli zira. diğeri,kan bağı ile kurulan köprülere inanmıyorum artık. görüntü olsun köprüleri.... bazıları ile yolarkadaşı olursunuz şanslıysanız...ama sırf siz onu seviyorsunuz diye,o da sizi aynı şekilde sevmek zorunda değildir,başkadır yolu onun.yolarakadaşı olmadan sevdiğiniz akrabalarınızda olur,anlarsınız geç olsa da. sevgi gözünü kör eder ya insanın,işte sadece aşkda değil bu körlük,her sevgide var bence.. ayrı yollardan baka baka kendi yolunuza gidersiniz,sonra,mesafeler aralanır,araya sis girer...uzattığınız eli tutmadı diye değilde tutamayacağını göremediğinize burulur içiniz. keşke dersiniz ama,yol seçilmiştir artık. yolcular ayrı servislerdedir..severken ayrıldık kanbağlımla misali........işte bu benim İCCCLAL lim ,akrabam benim ,anne tarafımdan,ilk yurtdışı seyahatimde yoldaşım,sırdaşım.....çook yıllar sonra,hayatıma eklediğim...YOLARKADAŞIM,akrabam...yüreği kocaman...annemi ve babamı yolcularken hep yanıbaşımda olan....gözüm arkada kalmadan, emanetçim..onunla beraberdim bugün ,gezdik, yedik,hüzünlendik,güldük,şımarttık kendimizi tümgün.. sıcacıktı içim...hayata bakışımız,zevklerimiz, zıt taraflardan olsa da,tek bir şey yetiyor bana.GÜVEN....dürüstlük....sizin yanınızdaysa bunlara sahip kişi sizi SEVMEKTEDİR zaten...

15 Eyl 2010



aslında,çok öğretili bir 2 aydı son iki yaz ayı benim için. tesadüflerin,bir nedeni olduğunu,öylesine akıvermediklerini öğrenmekteyim yaşamıma insanların.seyretmesi ilgi çekici,ya da daha önceleri bu farkındalığım yokmuş demek ki. çoooook uzak yıllardan yaşamıma yeniden konuk olan yürekler....hayatımda nasıl bir rolü üstlenecekler ,nerde elimden tutup başka alemlere çekecek,ya da kıyısından döndürecekler . sonuçta bildiğim tek şey var,o da allahın beni koruduğudur. hatta biraz fazla mı koruyor ne...yinede,güvenmediğim yüreklerde haklı çıkışımı,görebilmek güzeldi. yaşları daha küçük de olsa,onlar adına üzgünüm,30 lu yaşlarda hala ,öğrenemedilerse sözlerin ardında durulması gerektiğini,gerçekleştiremedilerse vaadlerini,oyalama haklarının olmadığını,yalanla paketlememeyi,mertliği,gelen yıllarda öğrenebilirlermi endişeliyim.ve bunların yetiştireceği evlatların akibetininde tabii.

25 Tem 2010


yıl 1965 mevsimlerden temmuz....17 temmuz...erzurum........dan bir dadaş kızı,Egeye gönül vermiş.....doğu_ve batı ....ben melezim yani..:))))..iki kocayürek beraber çıkmışlar yola bu düğünden hemen sonra.....ve ben 2 yıl sonra seçmişim onları,annem ve babam diye:)))biz seçiyormuşuz ailemizi gelirken.... bu pastadan ben niye yemedim diye tutturduğumu hatırlarım hayal meyal,bensiz nası yediniz diye......şimdi bu iki yürek yanyanalarmıdır bilmem... trene bindirirken kızını, ,GEÇMİŞİ BIRAK,GELECEĞE BAK sözüyle uğurlamış dedem...annem gittikten 5 yıl sonra babam kavuştu ona ...zaten 5 yıl önce,KEVSER i gittiğinde ,o da gitmişti ruhen.... babam yoğunbakımda iken,son umud, yurtdışından getirtilen ilacı almaya havalanına giderken,biran annemi hissettim yanımda.....ve sonra amaaaan Nefser,sevdikleri almaya gelir diye duydun ya,sen bari yapma dedim....biraz sonra telefonum çaldı,ve anladım.... babamı ,annem almaya gelmiş meğer.... babalar gününde,babamı da yolculamışım o an. bu resme geri dönmüşüz yani...tek fark mekan....ben bu dünyada tek,onlar bir başka alemde birlikte.....güçlü ,ayakları yere basan,muhtaç olmayan.,sevmeyi bilen,......bir kız evlat hediye etmek istemişlerdi. bu dünyaya.......sanırım,çoğunu başarmışım,yaslanacak bir omuz olmadığında yas bile tutma lüksü olmuyor insanın...garip gibi geliyor ama öyle işte. ağlamadım,niye...belki bundan,belki kabul etmesi ,yüreğimi dayanamayacak kadar dağlayacak diye..annem giderken,babamın yaşadıkları gibi....ancak çok iyi tanırsanız anlarsınız,görünen tablonun gerisinde neler gizli...dayanamayacağı kadar derin olan bu acı,ya o an kalbini durduracak,ya da farklı tarzlarla beynini oyalayarak,hiç böyle bir şey olmamış gibi....vücudunun yaşamasını sağlayacaktı..bir tek ben bilebilirdim bunu....ve hiç kimse anlayamadı...annem,ben ve babam .üçümüz gerçeği biliyorduk,ve aslolan da buydu,gerisi......sevgi, saygı, güven ,sadakat, dürüstlük, emek...yaşayacak kadar para.. yeter.bu iki insan bir yuvayı bunların üzerine kurup,aile nasıl olur bana yaşattılar..toprak kapda ye,yemeğini ne olur sanki,önemli olan sevgi, saygı ,gerisi boştur kızım derdi babam...gerçek sevgiyi bulduğunda,anlıyordur herhalde bunu insan...herşey için teşekkürler anne,baba....şimdi gecenin bu vaktinde,sizlerle buluşmuşum gibi ,yazmak çok iyi geldi bana..beni duymaktamısınız asla bilemeyeceğim,ama yüreğimdesiniz ya.....hoşçakalınız....helal olsun hakkınız.....
....özledim.......sıcacık sevginizi,sesinizi özledim...siz gittiniz ya canyoldaşlarım,dostlarım,sevgi pınarlarım,annem,babam.....hala bizim ev diyorum evimden sözederken....BİZİMMMM.....oysa......tamam yüreğimdesiniz ve ben bana verdiğiniz değerlere sahip çıktıkça yaşayacaksınız ben nefes aldıkça,bilirim.....son hatırlayan yok olana dek ölmezmiş insan.....

1 Haz 2010


bir pazar sabahı rastladım arkideşlerime,masalevimde:))) kahvaltı soframda bu hanımkız var idi,,,pembe lila sahte güllerime,piyanosunun yanından bakmaktaydı...3 kişi derken,birden arttı sayıları,hiç hesapta yokken...kahveler içildi,birbirini hiç tanımazken,karşı binadan,üniversite yıllarından,ve hatta taaa kıbrıstan.....kaç oldular,7 kişi.... seyreylemesi çook keyifliydi,,,masalevi adı,öyle diyorlar kızlar evime,bir masal bekleniyor olması mı bilmem benden... huzur veren renklerdenmi .....ama yaşıyor benim evim sayelerinde böyle,,,,yaşayan bir ev güzeli,yoksa dokunulmayan,oturulmayan bir kanapenin kıymeti ne ki....

masalsı pırıltılarım

masalsı pırıltılarım
sevebileceğin ve sevildiğin
kocayüreklerinin olduğu bir hareyle çevrili olduğun hissini yaşamak ,en güzel hissi yaşamın.. en azından,bu an böyle hissetmek.....gün gelir,dost bildiklerin sessizce gidiverirler yaşamından ....gitme vakitleri gelmiştir,40 ından sonra öğrenirsin,böyle bir vakit olduğunu.. çok ilginç gelir önce,ama ona da alışırsın....bu yaşların en güzel tarafı da bu ....sakince seyreylemek olan biteni...döndüklerinde,dönen olurmu bilmiyorum henüz,ama yüreğinin kapılarını açık tutabilmek,onu geri alacak kadar,bu his bile güzel.....seni sevdikleri için değil,sen sevdiğin için sevebilmektir bu galiba....dost demişsin,yüreğinde konuk olmuş bir kere.ben göndermedikçe,gidenlere açıktır yüreğim biline........


sevgi evi......bu evde öylesi huzur buluyorum ki..hayatında,habersiz tıklatacağın kapıların olması,ve ardında seni yürekleri ile kucaklayan dostların,olması,öylesi bir lütuftur ki....üst katta sana ait odan olduğu nu söyleyen bir kucak.....her ne kadar bu odanın sahipleri çoğalsada,rotasyonlu olarak bana ait işte....

23 May 2010

akşam olduuuu ,penceremde....,


söz gereklimi bu saatde....

masa süsleme ....hoooop bitti işteeeeeee....bu ilkiydi...sınavı geçersek,devam....


eveeet,sonunda iki dakikalık bir iş işte,bitiverdi,taktakıştır,yak yakıştır,bu duruma uyar değil mi,,,,umarım sınavı geçebiliriz.....yeniden yine yapabilirim,canıyürekten hemde.....dün,tüm çiçekcileri gezdik,korsanlarla(manken cansız olup kendileri)resim çektik,kahve içtik,sonra,forum ikea, yemek yedik...mağazalar,akşam oldu birden...annekokulumla beraber....ne şanslıyım ben,anem bana böyle bir miras bıraktı ardında giderken... anne kokulu teyzeler.......

tansel ve chris için .......çok keyifti benim için...


haftasonu bir ödevim vardı...tansel in çeşmedeki evlilik yemeğine masa süslemesi ödevim... sevgili damadımız,yüzleri görünür kılacak şekilde bir çiçek dizaynı istemiş,bencede iyi bir karar...lakin,az olan güzeldir..ilkesinde olduğunu düşünmekte olduğum taaaaa ABD deki Tansel e,beğendirebilmek adına

,kendimi çok zorladığımı söylemeliyim,sade kalabilip,yaramazlık yapmamak adına.. ve sonunda,elimde bu güllerle döndük eve. arkadaşım,anne kokulu teyzem,arkadaşlarımın annesi NECLA YILMAZER İLE...EVET,yaşın önemi olmaz bende,ruhu ile gezebiliyor ve keyif alıyorsam hele...çoook güzel bir cumartesi yaşadım TANSEL sayende....teşekkür ederim...bu ertesi gün,yani bugünün resmi. zira gezmekten ödevimi günügününe yapamadım....şimdi başlıyorum,ama birazcık,çiçeklerinin tadını çıkarayım mı.....

20 May 2010


yıllardan yıl eklemek yaşımıza,ruhumuzdan ışıldıyorsa çocuksu bakışımız,avcumuza alıp uzatabiliyorsak yüreğimizi,arkadaşımıza,korkmadan çekinmeden sevgimizi sunabiliyorsak,ne kadar sevildiğimizi bilmeksizin,sırf ben seviyorum,önemli olan budur diyebilip,yanmaktan incitilmekten korkmadan,yüreklice,ki gerçekten benim için zor bir iştir,risk almayı bir tek sevgide başarabilirim,o da yüreğimdeki sevgiye olan güvencimdendir,zira insan ancak sevdiğinden emin olabilir,ne kadar sevildiğini asla bilemediğindendir bu da.....alan alır,kalan sağlar benimdir,kendi bilir misali garip bir cengaverliktir ama......işte yıl almanın en güzel yanı bu... aynada çizgi saymam ben,şimdilik....DOSTLARIMIN SEVGİSİ YÜREĞİMDEYSE,RUHUMUN IŞILTISINDAN,AYNA PARILDIYOR,ÇİZGİLERİ GÖREMİYORUM .......

insanın asaleti,erdemden gelir,doğuştan ,ya da edindiği konumundan değil... ne mutlu bize ki,üzerinden 20 yıl geçtiği halde,maskelerle gelmemişiz bugüne... 15 mayıs 2010 egetıp fak. mezuniyetinin 20. yılında ilk kez denk düştü yollarımız 20 yıl sonra. sınıfın üçtebiri de olsa sanırım 100 e yakın arkadaştık.ve herbirimiz öylesi içten,öylesi sıcak yüreklerimizle kucakladık ki birbirimizi.hoş olan,belki ikitek kelime etmediklerimizle bile yüreklerimizi elimize alıp tokalaşabilir olmamızdı bence.elimiz yüreklerimizde değdik birbirimize. belki,görmeği istediğimiz buydu,onu yaşattık kendimize,ya da gerçekten böylesi özlem doluyduk geçmişteki,gençliğimize... 18 yaşında o koskoca ege tıp fakültesine ürkerek adım atarken,6 yıl boyunca umutlarımızı taşıdık yarınlarımıza. bugünü yaşamak 1984 de başladığımız ortak yaşamımızda ,hayaldi bizim için. herbirimizin kulağında, mezuniyet törenimizin o tatlı ve gizemli müziği kaldı ,1990 da ayrı yollara düşerken...gizemliliği,ne sürprizler geleceğini beklememizdi sanırım yaşamdan. umut doluyduk.ve hepimizin hikayesi başka oldu....bugüne geldik....tercihlerimiz,seçimlerimiz,ya da hayatın bize seçtirdikleri ile......şimdi,gururla,işte o benim arkadaşım dedirten ,başarılara imza atanları seyretmek,eskiden prof,doçent hocalarımızı ulaşılmaz görürken,şimdi, yüreklerini sevdiğimiz, bizim olanların,içimizden birilerinin o noktada duruşunu,gururla seyretmek,öylesi keyif verici ki benim için.hem de maske takmamış olduklarını görüp,işte budur dedirttikleri için.sizler,yolarkadaşlarım,hepinize teşekkür ederim,bulunduğunuz noktada,maskesiz yüreğiniz yüzünüzde, gülümsemeyi başarabildiğiniz için.zaten,dediğim gibi erdeminizle arkadaş olmadık mı biz sizlerle.....

11 May 2010

geçen 26 bahardan sonra

bir masaldır yaşamak....ya da hepimiz bir masala doğru mu yaşamaktaydık çocukluk umutlarımızla,bilmiyorum....ama,bu yolculukta,beraber yol aldığımız yolarkadaşlarımız vardı,sonraları hayat, herbirimizi başka yönlere çekip alıvermiş olsa da,bir yerlerde kesişecekti yollarımız ve biz bunu bilmiyorduk.8 mayıs 2010...aradan tam 26 bahar geçmiş ayrı masallara düşeli.. ruhlarımıza,bakışlarımıza eklenmiş baharları,aynı fotoğraf karesinden, tekrar görme zamanınız işte bu bahar demiş ki,tanrı.....buluşmaya giderken,içimde sürekli aynı soruyu soran Nefsere ,bu kez aynı soruyu Okan soracaktı iki saat sonra.....SOR BAKALIM NEFSERE,KAÇ KEZ KONUŞMUŞ Kİ,BENLE.....diye....ama öyle içten,öyle yargılamadan sıcacık soracaktı ki,cevabını bildiğimiz bu sorunun,karşısında ben,kendi kendime günlerdir sorduğum ve eeee,,,şimdi ne konuşabilirim ki,neyi paylaşmıştım ki.....girdabındaki boğuşmayı,boşuna yaşamışım diyecektim .kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar dedikleri an burda işte.....sokakta yakartop oynayan çocuklara balkonun demirlerinin arasından başını uzatarak bakan bir çocuk gibi,uzaktım hep.......tek çocukluk mu tek suçlu.....düşmeden,incitilmeden büyüsün diyenler mi....koruyalım derken,kanatlarının incineceğini,uçamayabileceğini bilemez bazen sevenler.....keşkelerin anlamının olmadığı noktada artık ömür....ama,iyi ki,böyle koskocaman ,sıcacık yüreklere sahip yolarkadaşlarımı vermiş hayat bana ...ki,bana aynı soruyu soran iç sesime,Okanın sorusuna gülümsediğim rahatlıkla dönüp bakamamaktaydım.kalkanlar yaparız kimimiz,bu bazen şımarıklık olur,bazen buz dağı gibi çok soğukluk.....ardındaki,gerçeği, ne kalkanı takan bilir,ne kalkana maruz kalanlar.....balkonun demirleri gibi .....bildiğim tek gerçek var,yüreğim sizleydi.,sizler bu kalın soğuk duvarların ardını nasıl görebilirdiniz ki ,.....orda bir köy var uzakta,gitmesekte gelmesekte ...o köy bizimköyümüzdür....... ve bu akşam, köyün benim köyüm olduğunu yaşamanın ,ne denli içimi ısıttığını,sizlere sarılırken,yüreğimin yüreklerinize değdiğini söylemek istedim hepinize dyun beni....,geçmiş masalımın kahramanları ,yüzümde koskocaman bir gülücük kondurdunuz bu gece... evime dönüş yolumda,hiç umursamadan,gecenin bir vakti,bir başına araba kullanırken, kocaman kocaman niye gülümsüyor ki derlermi diye....

bir masaldır yaşamak....ya da hepimiz bir masala doğru mu yaşamaktaydık çocukluk umutlarımızla,bilmiyorum....ama,bu yolculukta,beraber yol aldığımız yolarkadaşlarımız vardı,sonraları hayat, herbirimizi başka yönlere çekip alıvermiş olsa da,bir yerlerde kesişecekti yollarımız ve biz bunu bilmiyorduk.8 mayıs 2010...aradan tam 26 bahar geçmiş ayrı masallara düşeli.. ruhlarımıza,bakışlarımıza eklenmiş baharları,aynı fotoğraf karesinden, tekrar görme zamanınız işte bu bahar demiş ki,tanrı.....buluşmaya giderken,içimde sürekli aynı soruyu soran Nefsere ,bu kez aynı soruyu Okan soracaktı iki saat sonra.....SOR BAKALIM NEFSERE,KAÇ KEZ KONUŞMUŞ Kİ,BENLE.....diye....ama öyle içten,öyle yargılamadan sıcacık soracaktı ki,cevabını bildiğimiz bu sorunun,karşısında ben,kendi kendime günlerdir sorduğum ve eeee,,,şimdi ne konuşabilirim ki,neyi paylaşmıştım ki.....girdabındaki boğuşmayı,boşuna yaşamışım diyecektim .kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar dedikleri an burda işte.....sokakta yakartop oynayan çocuklara balkonun demirlerinin arasından başını uzatarak bakan bir çocuk gibi,uzaktım hep.......tek çocukluk mu tek suçlu.....düşmeden,incitilmeden büyüsün diyenler mi....koruyalım derken,kanatlarının incineceğini,uçamayabileceğini bilemez bazen sevenler.....keşkelerin anlamının olmadığı noktada artık ömür....ama,iyi ki,böyle koskocaman ,sıcacık yüreklere sahip yolarkadaşlarımı vermiş hayat bana ...ki,bana aynı soruyu soran iç sesime,Okanın sorusuna gülümsediğim rahatlıkla dönüp bakamamaktaydım.kalkanlar yaparız kimimiz,bu bazen şımarıklık olur,bazen buz dağı gibi çok soğukluk.....ardındaki,gerçeği, ne kalkanı takan bilir,ne kalkana maruz kalanlar.....balkonun demirleri gibi .....bildiğim tek gerçek var,yüreğim sizleydi.,sizler bu kalın soğuk duvarların ardını nasıl görebilirdiniz ki ,.....orda bir köy var uzakta,gitmesekte gelmesekte ...o köy bizimköyümüzdür....... ve bu akşam, köyün benim köyüm olduğunu yaşamanın ,ne denli içimi ısıttığını,sizlere sarılırken,yüreğimin yüreklerinize değdiğini söylemek istedim hepinize dyun beni....,geçmiş masalımın kahramanları ,yüzümde koskocaman bir gülücük kondurdunuz bu gece... evime dönüş yolumda,hiç umursamadan,gecenin bir vakti,bir başına araba kullanırken, kocaman kocaman niye gülümsüyor ki derlermi diye....

8 May 2010

masalsı pırıltılarım

masalsı pırıltılarım

bir masaldır yaşamak....ya da hepimiz bir masala doğru mu yaşamaktaydık çocukluk umutlarımızla,bilmiyorum....ama,bu yolculukta,beraber yol aldığımız yolarkadaşlarımız vardı,sonraları hayat, herbirimizi başka yönlere çekip alıvermiş olsa da,bir yerlerde kesişecekti yollarımız ve biz bunu bilmiyorduk.8 mayıs 2010...aradan tam 26 bahar geçmiş ayrı masallara düşeli.. ruhlarımıza,bakışlarımıza eklenmiş baharları,aynı fotoğraf karesinden, tekrar görme zamanınız işte bu bahar demiş ki,tanrı.....buluşmaya giderken,içimde sürekli aynı soruyu soran Nefsere ,bu kez aynı soruyu Okan soracaktı iki saat sonra.....SOR BAKALIM NEFSERE,KAÇ KEZ KONUŞMUŞ Kİ,BENLE.....diye....ama öyle içten,öyle yargılamadan sıcacık soracaktı ki,cevabını bildiğimiz bu sorunun,karşısında ben,kendi kendime günlerdir sorduğum ve eeee,,,şimdi ne konuşabilirim ki,neyi paylaşmıştım ki.....girdabındaki boğuşmayı,boşuna yaşamışım diyecektim .kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar dedikleri an burda işte.....sokakta yakartop oynayan çocuklara balkonun demirlerinin arasından başını uzatarak bakan bir çocuk gibi,uzaktım hep.......tek çocukluk mu tek suçlu.....düşmeden,incitilmeden büyüsün diyenler mi....koruyalım derken,kanatlarının incineceğini,uçamayabileceğini bilemez bazen sevenler.....keşkelerin anlamının olmadığı noktada artık ömür....ama,iyi ki,böyle koskocaman ,sıcacık yüreklere sahip yolarkadaşlarımı vermiş hayat bana ...ki,bana aynı soruyu soran iç sesime,Okanın sorusuna gülümsediğim rahatlıkla dönüp bakamamaktaydım.kalkanlar yaparız kimimiz,bu bazen şımarıklık olur,bazen buz dağı gibi çok soğukluk.....ardındaki,gerçeği, ne kalkanı takan bilir,ne kalkana maruz kalanlar.....balkonun demirleri gibi .....bildiğim tek gerçek var,yüreğim sizleydi.,sizler bu kalın soğuk duvarların ardını nasıl görebilirdiniz ki ,.....orda bir köy var uzakta,gitmesekte gelmesekte ...o köy bizimköyümüzdür....... ve bu akşam, köyün benim köyüm olduğunu yaşamanın ,ne denli içimi ısıttığını,sizlere sarılırken,yüreğimin yüreklerinize değdiğini söylemek istedim hepinize dyun beni....,geçmiş masalımın kahramanları ,yüzümde koskocaman bir gülücük kondurdunuz bu gece... evime dönüş yolumda,hiç umursamadan,gecenin bir vakti,bir başına araba kullanırken, kocaman kocaman niye gülümsüyor ki derlermi diye....

25 Mar 2010



önce,bir saç tokasını alıp,sonra,üzerine evdeki,orkideleri dallarından ayırıp,silikonla yapıştırıverince iki yanına,işte böyle bir size özel tasarım tokanız oluveriyoooor. ama,bu tokanın yanına,bir adet İPEK isminde arkadaşınız olması gerek ki,saçınıza bir manevra ile konduruversin tasarımınızı,zira sonrasında bu görüntüyü bir daha yakalayamayabilebilirsiniz,dakikalarca niye olmadı ki,yaaaa.... diye diye....:)))))hanım olmanın,en keyifli yanı bu işte,böylesi ufak tefek şeylerle kafa dağıtabilm lüksü....

18 Mar 2010


bu kutular,bana gelen hediye kutuları,ayakkabı kutuları,vb onları böyle süsleyip,kimliklerini değiştirdim..

Bu pembe yastığı mudo da gördüğümde onu almamak için çok savaşmıştım,zira kontrolü elden bırakmamam gereken alışverşlerden olacaktı,ama çoook şirindi,defalarca elime alıp,sonra sepetine geri bırakıp,aklım onda kalarak ayrılmıştım yanından. soonra,aradan sanırım 2 hafta geçti,doğum günümde ,hediye paketimin içinden çıkıverdiğinde,inanamadım,peşime düşüp bulmuştu beni işte. o ve ben birlikte yol almalıydık ve kızarkadaşlarımın yüreğine girip,bana gelivermişti,onlar bunu bilmeden.insanın arkadaşlarının hediye seçerken,laf olsun diye değilde,böylesi sevdiğin tarz için zaman harcamaları asıl değerli olan,YANİ GÖZÜNÜN DİLİNİ BİLMELERİ....daha ötesi var mı...


bu cuma gecesi ,sevgili konuklarım için hazırladım sofrayı,zira yarın akşama dek çalışınca,yetişme telaşına kapılmadan keyif alarak düzenlemeliyi seviyorum dekoru.evet,sofranında dekoru oluyor,tablo yaparmışcasına keyfini çıkararak hemde. resimdeki beyaz dantel sanırım bir gelin duvağından artan güzel bir parçaymış,bunu bulduğumda aklıma gelen ilk fikir,sofrada çatal bıçakları bir kese yapıp bu güzel dantelin içinde sunmak oldu sevdiklerime.ve oturup 8 adet yaptım bu keselerden. sonra tozpembe bir kurdela geliverdi elime kutudan,onunla beline bir fiyonk,üzerinede kalb şeklinde,aslı küpe olan bu parlak taşlı küpeyi,broş yerine takıverdim,çatalbıçaklarımın dantel gece elbisesinin üzerine. pek bir şık oldular,neredeyse davete gideceklerdi yürüyebilseler...önemli olan bunları yaparken,sevdiklerimle beraber tadını çıkarabilmek ve benimle birlikte aynı keyfi alabildiklerini biliyor olmaktı. zira oldukça zaman alan bu uğraşlar,kendilerine bu tür detayların birşey ifade etmediği,(ki bu bir seçimdir tabii ki)kişilerle ,tek başına oyun oynamak gibi oluyor.hayat bunlar değil elbette,ama,eğer elinde fırsat varsa,bunu keyifle işlemek gerek. evet,yarın kızlar bende,ve ben bunları hazırlarken bile mutlu oldum,yarına hazırlarken,geçmişten annemi getirdim,bana hazırladığı pembe peçete takımlarını çıkardım çekmeden,daha ben bebekken aldığı yemek tabaklarını dizerken masaya,onun kızı için hevesleri geldi aklıma,teşekkür ettim ona,gülümsedi dudaklarım yüreğime,oradaki,benim sevgili anneme...ne çok şey öğrettin bana anne...en başta,sevebilmeyi,birileri için birşeyler yaparken tad almayı.gönül yapmayı,onaramayacağın kalbi kırmamayı.... senin kızın olmak çok güzeldi anne.....

12 Mar 2010

evvveet,ipeğimin bu öneri mail çok güzel,haftasonu buna uyabilmek için çok çalışmalıyız,acaba İpekciğim,klüp toplantısını ekiniz,yazsaydı,bir tek bunu yapmayı seçmezdik eminim.bir an önce buluşabilmeyi heyecanla bekliorum.

BU BİBLOYU GÖRDÜĞÜMDE,ÖYLESİ ÇEKTİKİ BENİ KENDİNE,OTURUŞUNA BAYILDIM,ONDANDIR DEDİM,ÇİÇEKLERE BAKSANIZA HEPSİ OYA GİBİ İŞLENMİŞ,RENKLER BENİM RENGİM ONDAN DEDİM....TAM 3 KEZ GİDİP GERİ DÖNDÜM,VE DAYANAMAYIP ALIVERDİM...SONRA BAKTIM Kİ,ONU KONUK ETTİĞİM YER,ANNEMLE BABAMIN RESİMLERİNİN YANI OLUVERMİŞ...MEĞER,Kİ BU BENMİŞİM,ONDANMIŞ ONA OLAN BU İLGİM... ONLARIN KÜÇÜK KIZI..EVET,İÇİMDEKİ,BÜYÜTMEMEYE KARARLI OLDUĞUM KÜÇÜKKIZ....

HEP ÇOK SEVMİŞİMDİR KUĞULARI...HATTA EN SEVDİĞİMDİR YUNUSLARLA KUĞULAR....BU YIL,İ

LK YAŞGÜNÜ HEDİYEM AMCAMDAN GELDİ. KOCAMAN BİR KUTU VE İÇİNDE 4 HEDİYE BİRDEN. RESİMDE GÖRÜLEN BİR ÇİFT CAMDAN KUĞU DA BU HEDİYELERDEN BİRİ..ÇOK SEVDİĞİMİ BİLMEDEN,BANA BU HEDİYEYİ SEÇMESİ ÇOK ETKİLEDİ BENİ..ŞİMDİ EVİMİN EN YENİ KONUKLARI KENDİLERİ...KUĞULAR,AŞKIN,SADAKATİN,GÜÇLÜ AİLEBAĞLARININ,İÇTENLİĞİN,MASUMİYETİN SEMBOLÜ İMİŞLER.VE,ÖLENE DEK AYRILMAZMIŞ EŞLER BİRBİRİNDEN.100-150 YIL ÖMÜRLERİ OLDUĞU SÖYLENİR.GÖLLERDE YÜZENLER GENELDE SESSİZ KUĞU TÜRLERİ İMİŞ.AÇILDIĞINDA 2 METREYİ BULAN KANATLARI İLE UÇABİLEN BU KUĞULAR,UÇMASIN DİYE KANATLARINDAN 2 PARÇAYI ÇIKARTIYORLARMIŞ,YENİ ÖĞRENDİM.VE FLÖRT EDERKEN BİRBİRLERİNE GÖĞÜSLERİNİ DEĞDİRDİKLERİN ,BOYUNLARI BİR KALP ŞEKLİNİ OLUŞTURURMUŞ,İŞTE BENDE ONLARI BÖYLE SEVGİ İÇİNDE,BIRAKIP GELDİM EVİMDE. KAPIMI AÇARAÇMAZ,BANA TÜM ZERAFETLERİ İLE AŞKLARINI SUNUYORLAR....., HENÜZ ÇOK YENİ OLDUKLARINDAN ,İSİMLERİ ÇOK YAKINDA OLACAKTIR.

5 Mar 2010


hayatı ,hergün bu yeniyıl ağacını süsler gibi süsleyebilsek...oysa hep,birşeyler olsa da diye beklemede buluyoruz kendimizi. bazen,şansızlıkların şansından mıdır,öyle bir hayat yaşarki, insan,farkındalığı öğretir yaşam ona. bu ana şükretmeyi de...Yılların ilerlemesinin güzel yanı,kendi adıma büyüyor olabilmek....yüzümde çizgi var mı diye aramıyorum.farkında değilim,yıl aldığımın,sanırım ruhum donmuş kalmış biryerlerde,hala umutlu,hala çocuk,hala çok saf belki de,bu bazen ürkütüyor beni,korunaksız bir yürekle ortalarda dolaşmak,tehlikeli miki diye,,sonra boşver öteki türlüsü zor zanaat. diyorum kendime....nereden yakalarsak yaşamı,ruhu dinginleştirip,önem sıralarımızı değiştirebilmeyi,istediğinde özgürce küçük bir çocuk gibi olabilmeyi(bu yaşda yakışırmı şimdi,ne derler demeden)başarmak,kapıyı, o gün aldığın uzun elbiseyi,bir davetin olmasını bekleyemeden,çocukca bir hevesle giyinip açıvermek dostbildiğin yüreklere güvenip.ki,yinede gözlerinin koskocaman açılmasını,bu da ne,şimdi diye...göze alıp,onların yüreklerine güvenme lüksüne sahip olmak çok güzel.bu telaş niye,ne bu acele...bilmem....ya da bilirim de...hayatı yakalamak belki de...en güzel elbiseyi sonraya saklamak,en güzel fincanı misafire kullanmak,bana göre değil.hepinize iyi haftasonları canlar...yarın sabah,en güzel fincanınızı çıkarın kahvaltıya,ve beraber yudumlayalım zamanı,bir başka mekanlarda olsak da...

3 Mar 2010

şimdi yağmur yağsa dışarda,ve ben uyusam,ruhum böyle istiyor.bahar gelsin diye bekleyen ruhum,bugün pek bir nazlandı hayata.

2 Mar 2010


hepimiz biliriz ki,yemeğe davet etmek,aslında o kişiyi önemsediğimizi söyleme biçimimizdir. tadları ne kadar leziz olursa olsun,sunumun da estetik olması,misafirimizde değerlilik duygusunu güçlendirecektir kuşkusuz.önemli olan,değerli materyallere değil,uyumu yakalayabileceğimiz objelere sahip olabilmektir.bu da aslında hem zaman,hemde düşünmenizi gerektirir .

4 Şub 2010

EVVET.BEN GELDİİM.Bu günün sonuna gelmek üzreyiz,niye deriz ki,sanki,iş bitince günde gidiyor. hep bir sonraki zamanı beklemeye alışmışızdır büyürken. bu bizim,toplulumuzun öğretisimidir nedir,vebunu nasıl ana çevirebiliriz.kendi adıma,ben hep böyle idim eskiden. annemlegezmeye giderdim,bir sonraki gezmenin hayalini kurarak. ben çocukken,günleri olurdu,hanımların ayda bir kez.belki 40 a yakın kişi gelir ve bazen evsahibesiyle sohbet edemeden giderdi.komik bir durum,şimdi buradan oraya bakınca. ee,ayda 30 gün var pazarları çıkar ,28 gün kalır geriye,bu durumda,gün başına 2-3 gündaveti denk düşmekte. kolaymı hepsine icabet etmek.neyse,ben sabah okuldan döner,ayakkabılarımı çıkarmadan,diz çöküp antrede ödevimi bitirirken,annem lokmalarımı elime verirdi,güne yetişicez diye. bu fasıldan dönerken,eve yaklaşma karanlığında,değişmez sorum ve cevabı tekrarlanırdı her seferinde....-akşama nereye gideceğiz?-dur kızım,daha eve bile girmedik daha,ççççtttttt....niye kızardı bu kadar anlamazdım hiç.bu arada derslerim hep iyi olmuştur belirteyim.sınıfımıngülü denilenlerdendim,eee gerçekten hatıra deftrime böyle yazmıştı,FERİDE örtmenim..sanırım,tekçocukluğun getirisi,evde bırakamamanın sonuçlarıydı bunlar.benim keyfim yerindeydi ama. ta kiiii,ortaokula kadar. işte orada bu saltanatım kaydı elimden. hele,lise zamanı,offff...tüm şatafatlı yaşantım,o teyzelerin lazerli ayakkabı çantaları,kürk yakalı parfüm kokulu mantoları( 7 yaşında,yıldız hanıma olan hayranlığımdan ötürü,zira film yıldızı gibi görünmüştü bana,aşağıdan yukarı bakınca,biraz uzuncaydı da....beyaz uzun kürk mantosu,beyza rugan çizmeler,ve sıkıca arkaya toplanmış topuz saçlarıyla kapıyı açmış ve benim donmuş halimi çözmek için uğraşması gerekmişti:)))),evet sırf bu yüzden 40 yaşıma gelince, gidip, beyaz kürk manto ve beyaz çizmeleri aldım.lakin, çocukluğumda,yatağın üzerine bırakılan,(30-40 kişilik portmanto olamıyor tabiiki)o mantoların,kürklerin parfü kokuları neden benimkilerde olamıyor ,çözemedim gitti bu işi. ve pek bi bozulduğumu söylemeliyim,ne koklardım ben onları,geri götürürken. chanel marka parfümler vardı. kıbrısdan gizli gelirdi bazılarıda...ne kıymetliydi az olan şeyler... oysa şimdi,,,hergün bayram....bu arada,çoook sonraları annem itiraf etti,büyük bir zaman dilimiiçin,okumazmı bu kız diye korku içinde beklediğini:))bu anlattıklarım,belkide ortamı bilmeyenlere çok anlamsızda gelebilir,ama inanın bu benim hayatımdan ve ben keyifle yazıyorum,önemli olan da bu benim için şu an. aslolan,kalemin korkmaması,yüreğinin getirdiklerini parmak uçlarından akıtması bence....evet,görüldüğü üzre OKUDUM tabii ki.ama yine burnumda o eski zamanların,peynirli boğaçalı günleri,ve geleceğe umudları, bende büyüyeceğim birgün düşleri. haaa,birde bazen bir yorgun dönerdim günlerden,zira,acaba bu ev başka nasıl dekore edilirdi,hmmm,desenli halıyla desenli koltuk birlikte olmaz,ben olsam.......diye mesai yapan küçük beynim yorulurdu işte ....

24 Oca 2010

yasasiiin'kaybettigim blogumu yeniden buldum...